Varyap
Varyap
Tel: 0(216) 688 48 05
Faks: 0(216) 688 48 08
Web: http://www.varyap.com
E-mail:info@varyap.com
Adres: VARYAP MERIDIAN, Barbaros Mah, Dereboyu Cad. Ardıç Sok. 34746 Batı Ataşehir / İstanbul / TÜRKİYE
Varyap Hakkında

"En Büyük Şansımız, Babamız"

70’li yıllar… Çaykur fabrikalarında müdürlük yapan, geleceği parlak, genç bir mühendis, kendi girişimini yapmak için kolları sıvıyor. O yıllarda, bir devlet kurumunda müdürlük, altın değerinde bir kariyer anlamına geliyor. Eşi biraz tepki gösterse de istifa edip, aile işi olan müteahhitliğe yöneliyor. İlk yıllar kolay geçmiyor. Önceleri emekleme süreci, sonra ayağa kalkış derken, 80’lerde şirketleşme süreci başlıyor, büyüme hızlanıyor. Beşi erkek, biri kız, 6 çocuktan oluşan aile, Süleyman Varlıbaş’ın liderliğinde el ele veriyor. Önceleri kamu sektörü için, altyapı projelerinde çalışmaya başlıyorlar. Türkiye’de siyasetin ve ekonominin çalkantılı olduğu, darbe günlerinin yaşandığı dönemde, zor şartlar altında gece gündüz çalışıyor, müteahhitliğe devam ediyorlar. Ama her koşulda sözler tutuluyor, projeler zamanında teslim ediliyor. Varlıbaş’ın itibarı üzerine kurduğu iş felsefesi, meyvelerini vermeye başlıyor… Güneydoğu’da başlayan bir kalkınma hamlesi ise onlara yeni bir dönemin kapılarını açıyor.

Gayrimenkul geliştirme, inşaat ve müteahhitlik şirketi olarak, 1980’de kurulan Varyap, bugün altyapı ve üstyapı inşaatlarında büyük projelere imza atıyor. Son olarak, Varyap Meridian ile “gayrimenkul oskarları” olarak tanımlanan Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri’nde (International Property Awards) en iyi gayrimenkul ve en iyi yüksek bina kategorisinde ödül alan grup bugün, Türkiye’nin farklı şehirlerinde, farklı projelerle karşımıza çıkıyor. Alışveriş merkezi, adliye binası, okul ya da hapishane modernizasyonu… Ya da yol, enerji nakil hattı, atık su arıtma projeleri… İlginçtir ki Varyap, her biri ayrı uzmanlık gerektiren projeleri, ardı ardına başarıyla tamamlıyor.

İkinci kuşağın, Süleyman Varlıbaş ile birlikte tabiri caizse “arı gibi” çalıştığı yönetim modeli, başarının sürpriz olmayan nedenlerinden biri… Genç yaşlarına rağmen, deneyimli, iyi eğitim almış, şantiye tozunu erken dönemde tatmış çocuklar, babaları ile birlikte büyük projeleri yönetiyor. Bu aile şirketinin, iki, üç ya da dördüncü kuşakta da büyümeye devam edeceğine, çoktan karar verilmiş. Varlıbaş, yönetim derslerine konu olacak bir aile birliği ile ilerliyor.

Varyap CEO’su, ailenin genç üyesi Erdinç Varlıbaş ile bu güçlü aile yönetimi yapısını konuştuk…

Sıfırdan, dev bir inşaat grubuna uzanan bir yolda, Süleyman Varlıbaş’ı nasıl bir baba olarak hatırlıyorsunuz?

İşini sahiplenen, çalışkan, güçlü… Hatırlıyorum, bir seferinde babam, 3 ay boyunca eve hiç gelmemişti. Urfa’da gerçekleştirdikleri bir elektrik hattı projesinde, bizzat orada yaşamış, işinin başından ayrılmamıştı. Kimi zaman, elektrik direği kablolarını, birlikte çalıştığımız akrabalarımızla birlikte döşüyorduk. O yıllarda en az kaynak karşısında en yüksek performansla projeleri arka arkaya hayata geçirdiler. Tabii bu da bilgi, birikim ve tecrübeyi beraberinde getirdi. Her seferinde, bir sonraki iş için daha fazla güçlendiler, daha büyük fırsatlara sahip oldular. 80’lerden bu güne baktığımızda, Varyap’ın, Varlıbaşların kamuda hem altyapı hem de üstyapı projelerinde birçok farklı alanda iş yaptığını görüyoruz. Aslında bu durum, aynı zamanda güçlü bir özgüvenden geliyor. Çok zor şartlarda, ele aldıkları her projeyi, farklı alanlarda olmasına rağmen, başarı ile tamamlıyorlar. Sonuçta inşaat sektörü, altyapı ve üstyapı olarak ikiye ayrılır. Bu iki alanın uzmanlığı ve süreçleri birbirinden çok farklıdır. Bunun üzerine bir de planlamayı, analizi, yapım için gereken kaynağı, işgücü ve bilgi birikimini katın…

Biz yol yaptık, enerji nakil hattı, hastane, okul hatta viski fabrikası dahi yaptık! Mekanik alanda uzmanlık gerektiren toz toplama tesisleri, tuz gölünde tuz toplama havuzları, dolgulama projeleri, atık su arıtma tesisleri, cezaevleri, sosyal konutlar… Bunlar da yetmedi, gayrimenkul alanına girdik. Bugün, Türkiye’yi bir tarafa alalım, uluslararası alanda ödüller alan projelerimiz var. Avrupa’nın en büyük adalet sarayını biz yapıyoruz. İstanbul, Seyrantepe’deki stadyum inşaatımız devam ediyor. Tekirdağ’da bir cezaevi, Ankara’da Danıştay binası, Trabzon’da belediye hizmet binası ve alışveriş merkezi projemiz de başlayacak.

Uzun yıllardır, faaliyetleriniz ağırlıklı olarak altyapı projelerindeydi. Bu geçişleri nasıl yapıyorsunuz? Evet, bundan 5-6 yıl öncesine kadar, nihai tüketiciyle buluştuğumuz projeler azınlıktaydı. Konut, ister istemez sokaktaki insanın daha fazla dikkatini çekiyor. ‘İnşaat yapıyoruz’ dediğimizde; ‘Ev mi?’ diye soruyorlar. Çünkü inşaat daha çok konut ile algılanıyor. Ama biz bunun öncesinde çok zor ve farklı projeleri kamu için yaptık. Bu alanda itibarımız ve bilinirliğimiz çok yüksekti. Bu noktada, dünden yarına vazgeçmediğimiz, kendi aramızda paylaştığımız bir mottomuz var: Ailemizin bizden önceki jenerasyona vermiş olduğu değerlere sahip çıkmak, bu değerleri, yeni kuşak olarak, aldığımız eğitimle güçlendirerek yola devam etmek… Yeni kuşak olarak, algılarımız çok daha fazla açık, dünyayı dolaşıyoruz. Bunları deneyimimizle, felsefemizle birleştirerek, yeni şeyler yaratıyoruz. Tüm bunları süzdüğümüzde 2 temel unsur ortaya çıkıyor: Sürdürülebilir başarı ve farklılık.

Biz yapmış olduğumuz her projede, mutlaka farklılığı yansıtmak istiyoruz… Bunu yaparken de çok araştırıyoruz, çok düşünüyoruz. Türkiye gelişmekte olan bir ülke, burada birçok konuda liderlik ve önderlik yaptığınız zaman, sonuçlar da hızlı geliyor. Bununla da yetinmiyoruz, biz daha çok Batıya bakıyoruz, oraya açılıyoruz.

Batıyı izlemek, farklı düşünmek, farklılık üretmek… Ailede herkesi kapsıyor mu? Yoksa aranızda bir görev dağılımı var mı?

Bu durum, bizde bir yaşam tarzıdır. Bugün şirkette çalışmayan annemle evde sohbet ettiğimizde, onun da satın alacağı herhangi bir üründe öncelikle farklılığı aradığını görürüm. Bu durum, çocukları olarak, bizlere de yansımıştır, yansımaya devam eder… Hayatı birlikte yaşıyorsun, paylaşıyorsun… Tepeden tırnağa hepimizde aynı özellik var, hatta grubumuza, kurum kültürümüze de yansıyor.

Bir örnek vereyim: Türkiye’de ilk kez bir viski fabrikası projesi yapıldı. O projeyi gerçekleştiren mühendislerimiz, kendilerini çok farklı ve gururlu hissetti. Sonra o arkadaşlar, standart bir bina projesinde çalışmaktan haz etmez oluyor. Bu durum da sizi yönetici olarak onları motive etmeye, farklı projeler yaratmaya yöneltiyor. Biz de her zaman ilkleri gerçekleştirip, insanlara yeni bir şeyler öğretmeye, farklı şeyler sunmaya çalışıyoruz. Bakın, yapımını gerçekleştirdiğimiz adalet saraylarını, o bölgelere has karakteristik mimari özelliklerle modern teknolojiyi birleştirerek yeniledik. Arkamızdan, benzer projeler de geldi… Türkiye’de adalet sarayları, diğer idari binalar, artık AB’ye entegre olmuş, özel binalara dönüşüyor. Biz bu yönde açılım yaratıyoruz. Bu açılım, taleplerde de yeni arayışları beraberinde getiriyor. Farklılık, farklılık arayışını yaratıyor. Biz de bununla gurur duyuyoruz. Artık Avrupa ile yarışıyoruz.

Peki, bu hızlı büyüme ve beraberindeki yatırımlar, finansal açıdan nasıl yönetildi? Özellikle kriz döneminde?

Her zaman, finans akışını ve yatırımı planlı bir şekilde tamamlamak, özellikle itibar yönetimimiz için çok önemlidir. Bildiğiniz gibi 2008’de, dünyanın geçirdiği yoğun ve çalkantılı dönemde Türkiye de bundan payını aldı… Özellikle inşaat sektöründe yavaşlama oldu. Biz ise kriz öncesinde başlayan yatırımlarımızı gerçekten çok iyi planlamıştık. Borçlanma oranımız, sektördeki birçok kuruluşa göre çok düşüktü. Ve o zor dönemler içerisinde yavaşlamadık. Avrupa’da şu anda devam eden en büyük gayrimenkul projesi Varyap Meridian. Dediğim gibi, planlamamızı çok dikkatli ve doğru yapmıştık. Projelerimize inanıyoruz, başarılı olacaklarını düşünüyoruz.

Ekonomi ne kadar kötü bir döneme girmiş olursa olsun, biz bunu önceden görebiliyoruz… Diğer yandan, Trabzon’da yapımı devam eden alışveriş merkezimiz de o dönemde yoğun bir yatırım gerektiriyordu. Onu da durdurmadık, yavaşlatmadık. Bu proje, şehrin merkezinde olması nedeniyle her koşulda talep görecekti. Tabii maliyetlerinin de o dönemde düşmüş olması, bizi avantajlı hale getirdi.

Çok genç yaşlarda iş hayatına girmiş olmanızın faydalarını görüyor musunuz?

Hayatımdaki en büyük şanslarımdan biri buydu… Babamın dünyaya açıklığı sayesinde çok genç yaşlarda işin içine girdik, önümüz açıldı. Deneyim kazanmamız için sorumluluk ve yetki verdi. O yetkilerle genç yaşta hatalar yapıp, ders alıyorsunuz. Bu da sizi erken bir dönemde iş dünyasına adapte ediyor. Babam her zaman yenilikçi fikirlerimize çok açıktı. İkna olduğu zaman, onun önünde hiçbir engel yoktur. Kabul eder ve ilerler. Aslında bizim en büyük şansımız babamdır. O böyle biri olmasaydı zorluk çekebilir, başka yönlere gidebilirdik. Ailemizin sahip olduğu en büyük değer, birliktelik… Biz Trabzonluyuz, geleneksel bir Türk ailesiyiz. Batılı bir tarafımız da var… Tabii ki oralarda eğitimler aldık, geldik… Ama özümüzde bu ülkenin değerlerine sahip, klasik bir Türk ailesiyiz. Bizim hayatımızda 4 tane S var: Samimiyet, sevgi, saygı ve sürdürülebilirlik. Bu 4 olguyu koruyarak çalışmaya devam edeceğiz.

Sıfırdan, kısa sürede büyümüş bir grup olarak, Türk KOBİ’lerinin de büyümesi için, en büyük gereksinimin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Aslında bizim, Türk insanı olarak şöyle bir yanlışımız var: Bireysel olarak çok güçlüyüz, çok zeki ve üretkeniz. Ama ne yazık ki kolektif çalışmaları bilmiyoruz. Ekip olamıyoruz. Bugün yurtdışında okuyan öğrenciler, ekip halinde çalışma sistemini kazanıyor ve başarılı oluyor. Bizde ise insanlar tek başına işe giriyor. Dünyada tek başına başarı diye bir şey yok. Dolayısıyla küçük düşünmeyi bırakmak lazım. Benim hayatta en büyük rahatsızlık duyduğum şey budur… Küçük kalmayı, değişmemeyi kabul edemiyorum. Sonra kalkıp, ABD’ye gidiyor, orada yapılanları gördüğümüzde gözlerimiz açılıyor, hayranlıkla izliyoruz. Dünya siyasetini yöneten ülke İngiltere’dir. Onların yapısını ve sistemini incelediğinizde de ortaya büyük bir kolektif düşünce ve adım adım strateji çıkar. Tabii Türkiye de büyüyor ve gelişiyor. Ama bu gelişim içerisinde düşüncenin de gelişmesi lazım, şark kültüründen Batı kültürüne geçmek lazım…

İtibar kelimesini sık kullanıyorsunuz… Babanızın işi itibarıyla yürüttüğünü söylüyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Babam öncelikle iyi niyetli bir insandır. Aklında hiçbir durumla ilgili kötü bir düşünce yoktur. Her zaman iyi ve pozitif düşünür. Son derece makul ve kabullenişi çok yüksek bir insandır, kadercidir. Herhangi büyük bir fırsat kaçtığında buna hiç üzülmez, ‘Her şey olacağına varır’ felsefesindedir. Özü sözü birdir, verdiği sözleri tutar. Hani bir şiir vardır: Adam gibi adam! Bu şiiri her okuduğumda aklıma babam gelir. O şiirde yazılan 20 dize, babamla birebir uyuşuyor… Yaptığımız işlere verdiğimiz ehemmiyet, onları sahiplenmemiz, başarmak için verdiğimiz sözü tuttuğumuz anlamına geliyor. Şimdi bugün, Seyrantepe projesinden örnek verelim. Bu projeye sonradan dahil olduk, sonra birçok insan rahatladı… Çünkü biz, aldığımız her projeyi her zaman gününde teslim ediyoruz. Aksi durumda bir işe girmeyiz.

Babanız, sizi kaç yaşında işin içine aldı?

Ben aslında çocukluğumdan beri şantiyelerde çok vakit harcayan, gezen bir çocuktum. İlkokuldan itibaren gözümde inşaat mühendisliğinden başka bir meslek yoktu. Çok şükür, olmak istediğim yerdeyim. Bu bakımdan mutluyum, kendimi şanslı hissediyorum. Tabii burada şunun da etkisi var: Ben üniversite ikinci sınıftayken, viski fabrikası projesinde çalışmaya başladım. Çok büyük bir sorumluluk ve yetki aldım. Arkadaşlarım ders çalışırken, ben burada büyük bir projenin içindeydim. Böyle bir durum insana kendini iyi hissettiriyor, güveniniz artıyor. Daha sonraki işler için cesaret kazandırıyor. Burada iş, benim de istekli olmamla birlikte babama düşüyordu. Onun böyle bir yol açması çok önemliydi. Kardeşlerim de benzer şekilde çalıştılar. Yeni gelecek olanları da eğitmek istiyoruz. Londra’da eğitim alan kardeşim de inşaat sektörü ile yakından ilgili…

Sanırım genetik bir çalışma aşkı da var…

Öyle olmak zorunda! Aksi takdirde aile şirketlerinin yüzde 97’si bir sonraki nesle geçemiyor. Neden? Çünkü ilk jenerasyon çok zor şartlarda çalışmayı öğreniyor, sonraki rahatlıyor, ondan sonraki daha da rahatlıyor ve mücadeleci ruh kaybediliyor. Bir insan mücadele etmezse orada kalır. Bu ruhu sürekli aşılamak lazım. Bizim çalışanlarımızda da vermek istediğimiz ruh budur. İşe sahip çıkma, birliktelik, bütünlük, çok önemlidir. Çalışanlarınızın burada ortalama çalışma süresi 10 yıla çıktı. Yani bu şirkete giren, çıkmıyor. Demek ki burayı aile ortamı olarak görüyorlar, eksiklikleri gideriliyor, kendilerini huzurlu ve güvende hissediyorlar.

Kaç saat çalışıyorsunuz? Gününüzün en önemli bölümü işte mi geçer?

Evet, çok yoğun çalışıyoruz. Örneğin Metin Varlıbaş, inşaatların başındadır. Güne sabah saat 05.00-06.00 gibi başlar. Eve geç saatlerde gider. Biz sürekli olarak, işte yaşayan insanlarız. Bazen birbirimizi göremiyoruz. Annemin en büyük şikayet konusu, beni son zamanlarda çok az görüyor olması… Bizim hedefimiz ülkemize, insanlarımıza faydalı olacak işler yapmak… Bu nasıl olur? Biz projeler yaptıkça bu ülkenin ekonomisi canlanıyor, insanlara iş yaratılıyor, onlar da mutlu oluyor, evlerine ekmek götürüyor. Siz bir eser yapıyorsunuz ve o eser hep orada kalacak. Bu nedenle çok daha fazla dikkatli olmalıyız. Yeni mezun öğrencilere çok açığız, onları seviyoruz. Projelerimizde onlara görevler, sorumluluklar veriyoruz. Varlıbaş Holding’in genç ve dinamik bir yapısı var. Çalışanlarımızın büyük bir kısmı işine çok hakim, başarılı, çok mücadeleci ve genç…
 

KİMİZ

VARYAP, Varlıbaş Holding’in gayrimenkul geliştirme, inşaat ve müteahhitlik kuruluşu olarak 1975 yılında kurulmuştur. İş modelinde finansman, inşaat, pazarlama ve satış gibi aşamaları da içeren gayrimenkul geliştirme faaliyetinde önemli bir deneyime sahiptir. Toplam 1000 çalışanıyla; altyükleniciler ve çözüm ortakları dahil 10.000’den fazla kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlayan VARYAP yurtiçindeki başarılı projelerinde dünyanın çok uluslu firmalarıyla işbirliği yapmış Türkiye’nin lider inşaat şirketlerinden biridir.    

KALİTEMİZ

VARYAP tüm faaliyetlerini, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi kalite belgeleri çerçevesinde sürdürmektedir. VARYAP aynı zamanda, grup şirketlerinin uluslararası platformda tanınmasını, ulusal ve uluslararası inşaat endüstrisiyle yakın temasta bulunmasını sağlayan Dun & Bradstreet Veritabanı (D&B), Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER), Urban Land Institute (ULI) kuruluşlarının bir üyesidir

İNANCIMIZ

Sürdürebilir ve farklı projeleri ile Türk yapı sektörüne öncülük eden VARYAP, Türkiye'nin lider inşaat şirketlerinden biri olarak çevreye, insana ve geleceğe değer katan birçok başarılı projeye imza atmaktadır. Hayata kazandırdığı tüm projelerde çevreye olan saygısınn altını çizmekte ve yaşamı doğayla buluşturmaktadır. VARYAP tüm projelerine başlarken şu kavramları aklından hiç çıkarmadan gece gündüz çalışmaktadır: 

Varyap Konut Projeleri Haritası
Varyap Konut Projeleri
  • Metropol İstanbul

    Metropol İstanbul